BeylikdüzüManşet

TTayvan’ın Koronavirüs ile Mücadelesi

Koronavirüs nedir?

Tayvan’ın Koronavirüs ile Mücadelesi

Tayvan’da Koronavirüs salgını nasıl başladı?
Tayvan’da ilk Koronavirüs (COVID-19) vakası 21 Ocak 2020’de tespit edilmiştir. Fakat bölgeden gelen Tayvanlı iş insanlarının aktardıkları bilgilere dayanarak Tayvan Aralık 2019’da “yeni tür bulaşıcı hastalık” şüphesiyle hastalık kontrol ekibini kurmuş ve başkenti Wuhan olan Hubei eyaletinden gelen yolcuları özel taramalardan geçirmeye başlamıştır. Özellikle 11 Ocak 2020’de gerçeklesen Tayvan başkanlık seçimlerinde oy kullanmak üzere dünyanın dört bir tarafından gelen Tayvanlı seçmenler yetkilileri olası bulaşıcı hastalıklara karşı önlem almaya itmiştir.[1] Bu kapsamda 31 Aralık itibarıyla Wuhan’dan gelen yolculara ve kabin ekiplerine özel tedbirler getirilmiştir.[2]

Koronavirüs nedir?

Koronavirüs, hayvanlarda yaygın olarak görülen bir virüs türü. Virüsün 4 alt türü var. Ender olarak hayvanlardan insanlara bulaşabiliyor. Hayvanlardan insanlara bulaştığında oluşan hastalığa “zoonoz” deniyor. Koronavirüsün insandan insana bulaşabilen türünün ilk örnekleri 2003 yılında ortaya çıkan SARS ve 2012 yılında Suudi Arabistan’da ortaya çıkan MERS salgınlarında görüldü. Şu anda gündemde olan tür ise SARS ve MERS salgınlarındaki türden farklı, daha önce tanımlanmamış yeni bir tür. Yeni ortaya çıkan bu koronavirüs türüne verilen isim “2019-nCoV”. Hastalardan elde edilen numunelerdeki virüsün elektron mikroskobu ile çekilen ilk fotoğraf görüntüsü Çin Hastalıkları Kontrol ve Önleme Kurumu (CCDC) tarafından 27 Ocak 2020’de yayınladı. Fotoğrafta da görüldüğü üzere virüsün yüzeyinde onu kaplayan bir halka görülüyor. Bu kısım “taç” anlamına gelen “korona” kelimesi ile ifade ediliyor. (AA)

21 Ocak’ta Wuhan’dan dönen bir iş insanı ateş, öksürük ve diğer şikayetçi olduğu semptomlarından dolayı müşahede altına alınmış ve böylelikle Tayvan’da ilk resmi vaka kayıtlara geçmiştir. Hasta yolcuyla beraber gelen 46 yolcu ve kabin ekibi de gözetim altına alınmıştır. İlk vakanın görülmesinin ardından güvenlik seviyesi yükseltilmiş ve vatandaşlara Hubei eyaletine gitmemeleri tavsiye edilmiştir.[3]

Tablo 1. Tayvan’ın Koronavirüs Bilançosu

Tayvan’ın Koronavirüs Bilançosu
Kaynak: Taiwan Centers for Disease Control, https://www.cdc.gov.tw/En, (Erişim tarihi: 23 Mart 2020).

Tayvan’da vaka sayısındaki artış hızının diğer ülkelere göre yavaş olmasının nedenleri nelerdir?
Tayvan’ın Koronavirüsün başlangıç noktasına 130 kilometrelik yakın mesafede bulunması, Asya’da ve dünyadaki önemli teknoloji ve turizm merkezlerinden birisi olması nedeniyle virüse karşı korumasız bir pozisyonda olması gerekirken virüsten en az etkilenen yerlerden birisi olmuştur. Bunun temelinde yatan sebepler şunlardır:

Sınır girişlerinde erken tedbirler alınması
İlk vakanın ardından hemen Ulusal Sağlık Komuta Merkezinin ilgili masayı kurması
Ulusal Sağlık Komuta Merkezinin devletin diğer birimleriyle koordineli çalışması
Wuhan’dan gelen uçuşların askıya alınması
Erken alınan tedbirler virüsün Tayvan’a taşınması ve yayılmasının önüne geçilmesinde çok etkili olmuştur. Ek olarak Tayvan’ın Temmuz 2019’da ABD’den 2,2 milyar dolarlık silah alımını duyurması sonrası Pekin yönetimi Tayvan’a giden vatandaşlarının bireysel vize başvurularını durdurmuştur. Bu durum Tayvan turizm gelirlerini etkilese de virüsün yayılmaması adına büyük bir şans olmuştur.[4]

Tayvan salgınla nasıl mücadele ediyor?
Tayvan ülkeye gelen herkesi termal kameralardan geçirerek ilk tedbirleri almıştır. Bu tedbir 2003’te yaşanan SARS krizinden bugüne aktif olarak kullanılmaktadır. Koronavirüs özelinde alınan ilk temel tedbir 23 Ocak’ta Hubei eyaletinden gelenlere kısıtlama getirilmesi olmuştur. Bunu takiben 26 Ocak’ta Tayvan’da eğitim görmekte olan Çin ana kıtasından gelen öğrencilere yasak getirilerek okullar olası bir salgına karşı korunmuştur. Daha sonrasında 2 Şubat itibarıyla Çin ana kıtası, Hong Kong ve Makao’dan gelen ya da buralardan aktarma yapan yolcuların kendilerini on dört günlük karantinaya almaları istenmiştir. Bu listeye 24 Şubat itibarıyla Japonya, Singapur ve Güney Kore de dahil edilmiştir. Akabinde 6 Şubat’ta Tayvan’a gelen gemi turları yasaklanarak tedbirler sıkılaştırılmıştır. Daha sonrasında virüsün Çin ana kıtası, Hong Kong ve Makao’da yoğunluk göstermesi üzerine bu yerlerden gelen uçuşlar 10 Şubat itibarıyla yüzde 70 oranında iptal edilmiştir. On dört günlük karantina kuralına 18 Mart itibarıyla Asya, Avrupa ve Amerika kıtasından 97 ülke dahil edilmiştir. Son olarak Tayvan 24 Mart itibarıyla ülkede oturumu olmayan tüm yabancılara sınırlarını kapatmıştır.[5]

Tayvan’da ilk vakanın görülmesinin ardından maske ve dezenfektan ürünlerine olan yoğun talep devlet tarafından kontrol altına alınmıştır. İlk olarak maskelerin ihracatı durdurulmuş ve daha sonra da maske üretim kapasitesi arttırılmıştır. 23 milyon nüfusa sahip Tayvan’da günlük üretim sayısı 2 milyondan 10 milyona çıkarılmıştır.[6] Maske fiyatlarında oluşabilecek karaborsaya karşı üretilen maskeler devlet tarafından eczanelerde sabit ve makul fiyatlarla herkesin haftalık üç maske alabileceği şekilde sınırlandırılmıştır. Maske satışları vatandaşların vatandaşlık numaralarının son hanelerine göre ayarlanmıştır; vatandaşlık numarası tek haneyle bitenlere pazartesi, çarşamba ve cuma günleri, çift haneli olanlara da salı, perşembe ve cumartesi günleri maske satımı yapılmaktadır. On sekiz yaş altı kişiler için bu kural geçerli değildir. Maske fiyatları 1 liraya tekabül etmektedir.

Sosyal hayatta kamu binaları, hastaneler, okullar, bankalar, restoranlar ve benzeri yerlerin girişlerinde zorunlu ateş ölçümü kuralı getirilmiştir. Bu durum olası bulaşmaları ve hasta tespitini kolaylaştırmaktadır.

Tayvan’ın salgınla mücadelesini diğer ülkelerden ayıran özellikler nelerdir?
Tayvan’ı dünyanın geri kalanından ayıran en önemli üç özellik siyasi nedenlerle Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) üye olmaması, teknolojisini kriz yönetiminde aktif kullanması ve 2003’te yaşadığı SARS tecrübesidir.

Tayvan’ın –Birleşmiş Milletler’de Pekin yönetimi tarafından temsil edildiği için– DSÖ’nün veri tabanına erişimi yoktur. Pekin yönetimi bir dönem Tayvan’ın “Çin Taipei” adı altında bu veri tabanına erişimini kabul etmiş ancak Tsai hükümeti 2016’da iktidara geldikten sonra “1992 Consensus” olarak bilinen “Tek Çin” politikasına karşı çıktığını belirtmesi üzerine bu erişim kesilmiştir. Bu sebeple Tayvan 2003 SARS krizinden günümüze bu tarz sağlık krizlerine karşı her zaman tedbirli olmuştur. SARS krizinde Tayvan’da 346 vaka görülmüş, 73 kişi hayatını kaybetmiştir.[7] Tayvan’ın hastalıklar karşısında ve diğer konularda DSÖ ile fikir alışverişi yapamaması bu toprak parçasını olası krizler karşısında kendini hazır hale getirmesini sağlamıştır. Tayvan’ın diğer ülkelere göre başarılı olmasının bir başka sebebi de kriz yönetiminde aktif kullandığı şu teknolojilerdir:

SARS döneminde havalimanlarında kullanıma giren termal kameraların kaldırılmadan kullanılmaya devam edilmesi
Sağlık Bakanlığının oluştuğu QR kod sistemiyle bir kişi herhangi bir semptom yaşıyorsa bunu yetkililere derhal bildirmesi ya da yetkililerden görüş alması
Kendini karantinaya alması istenen kişilerin GPRS üzerinden takip edilip adreslerinde olduğundan emin olunması, gerektiğinde kişinin telefonunun aranması, belli periyotlarla ateş ölçümlerinin takip edilmesi ve kurala uymayanların cezalandırılması
Ücretsiz test imkanının sağlanması
Gidilen eczanede maske bulunamaması durumunda devletin kurduğu online sistem üzerinden en yakın nereden maske bulunabileceğinin gösterilmesi ve sistem üzerinden maske rezervasyonu seçeneğinin sunulması
Tayvan’da en fazla kullanılan iletişim uygulaması LINE üzerinden 7/24 iletişim sağlanabilen ve düzenli gelişmeleri vatandaşlara aktaran uygulamaların geliştirilmesi
Halk, devletin bu denli şeffaf ve ulaşılır olmasından dolayı kuralları kısa sürede benimsemiş ve virüsün yayılmamasına adına herkes üzerine düşen görevi yapmıştır.[8] Tayvan’ın virüsle mücadele modelinden övgüyle bahseden Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern ülkesinde Tayvan modelini uygulayacağını duyurmuştur.[9]

Salgın sonrası Tayvan’da durum nasıldır?
Yukarıda belirtildiği üzere Tayvan’da toplam vaka sayısı 195 olup hayatını kaybeden sayısı ise 2 olarak belirtilmiştir. Alınan tedbirler sayesinde vaka artışı kontrol altına alınmıştır. Birçok ülke medikal araç-gereç noktasında zorluklar yaşasa da Tayvan krizi iyi yönetmiş ve kendi kendine yetebilmiştir. Tayvan’ın lideri Tsai Ying-wen, DSÖ’e ithafen uluslararası toplumun Tayvan’a ihtiyaç duyması durumunda yardım edebileceğini duyurmuştur.[10] Bu durum Tayvan’ın olası yeni vakalar karşısında uluslararası toplumla beraber hareket etme isteğini göstermektedir. Yakın zamanda Tayvanlı bilim insanlarının geliştirdiği virüs tespit test kiti on beş dakika içerisinde sonuç vermektedir.[11] Ayrıca 2 Mart’ta Tayvanlı bilim insanları virüse karşı mücadelede kullanılabilme ihtimalinin yüksek olduğu bir ilaç bulduklarını duyurmuştur.[12] Bu tarz gelişmeler de Tayvan’ın virüsle mücadelesinde moral ve motivasyon kaynağı olmuştur. Bunun yanında birçok ülkenin aksine sosyal hayat sorunsuz devam etmektedir. Kamuya açık alanlar hizmet vermekte, devlet ve özel sektör çalışanları işlerine gitmekte ve öğrenciler eğitimlerine okullarında devam etmektedir.

 

İlgili Makaleler

Kapalı