TÜKETİLEN BİR DUYGU OLDUN SEN EY AŞK!

Gördüğüm en güzel aşk; bundan 33 sene önce nenem ile dedemin yaşadıkları aşktı. Bakışlarındaki o muhteşem duygunun gözbebeklerine yansıttığı ışığın parlaklığı ilk günkü gibi canlıydı. Taze bir gelin ve damat oynaşısı vardı sanki aralarında. Dedemin, neneme “kıymetlim” diye sarılışının ardını, nenemin, dedeme “erim” diye sarılışı tamamlardı. Çok nadir duymuşumdur birbirlerine isimleriyle seslendiklerini. Olur da yanlarında yabancı biri varsa; terbiyeye ve resmiyete bürünürdü dilleri. Yılların eskitemediği o aşk, derin bir sevgi ve saygı ile koruyordu kendini. Nasılda üretken bir duyguydu bu. Kendi içinde çoğalan yapısına hayranlığım ne hayaller kurdurmuştu bana. Çocukluğumun 5 yaşı. Duyguları ayırt edip, en değerlisini öğrendiğim yaş. Aşk içinde büyüyen bir torun. Ne çok şanslıydım. Anne ve Baba bildiğim nenem ile dedem, hayatım boyunca gördüğüm en özel insanlardı.


Nenemin küçük elleri, süt kokulu teni, yuvarlak yüzüne rağmen keskin yüz hatları, hokka burnu,  kuş olup uçacakmış gibi duran dudakları , yay gibi kaşları, her an mutlu bir haber verecekmiş gibi parlayan o masmavi gözleri, onu aşık olunası bir kadın yapmaya yeterdi de artardı bile.
Dedem, aahh o tapılası adam! Mustafa Kemal gibi bakardı dedem. O’nun gibi yazardı. Adı Kamil idi. Bir Kamil yazışı vardı ki Kemal gibi. El yazısı bir sanattı dedemde. Ne zaman başını çevirip neneme baksa ve temas noktasında göz göze gelse; derin mavi gözleri kumral teninde avlanmaya hazır bir geyik gibi dururdu. Nenem, dedemin en çok bu bakışlarının esiriydi. Avcı olurdu, avına kıyamazdı. Bakar, bakar, bakar… sevgi ile yanaklarını okşayıp, saçlarında ellerini gezdirdikten sonra burnunu yavaşça dedemin hafif kıllı göğsüne yaklaştırarak derin bir nefes çekerdi, sonrada yüzüne bakıp gülümser işine koyulurdu. Koklamanın aşk hali.
12 yaşıma kadar aşkın dünyaya hakim olduğunu ve her şeyin başının aşk olduğunu sandığım ahh o yıllar. Öğrenimimin yarı dönemine geldiğimde gerçek hayat beni  nenemden ve dedemden çoktan koparmıştı bile. Keşke aşk; annem ile babam arasında da böyle yaşansaydı. Bugün her şey çok farklı olurdu. Keşke dünyada hayran kaldığım tek bir adam sadece dedem olmasaydı. Ahh Aşk! Ne çok tüketilen, ne çok kap-kaç yaşanan bir duygu olmuşsun böyle. Milyonda bir insana düşer şansın, onda da ya yaşanırsın, ya yaşanmazsın…