HALK NEDEN ÇARESİZ

Nusret Yılmazer

Bir önceki yazımda hükümetin halkın refahını çok düşünmediğini, onların yaşamını nasıl zora soktuğunu, uyguladığı vergi politikalarını örnek göstererek anlatmaya çalışmıştım.

Elektrik faturasındaki vergi miktarını, okuma bedeli adı altında yüksek bedeller aldığını, verginin üstünden ikinci bir vergi aldığını yazdım. Su faturasında da bakım bedeli adı altında düzenli ve yüksek meblağlar alındığını kendi faturamı örnek göstererek anlatmaya çalışmıştım.

Ve halk bu uygulamaları yapan iktidara halen yüksek düzeyde destek vermeye devam ediyor.

Burada bir çelişki var. Ya halk bu kadar sıkıntıda değil, ya da halkı çıkmaza sokan bir çaresizlik var.

Halkın büyük bölümünün söylediği gibi burada bir çaresizlik var. Halk bu iktidardan vaz geçsin de hangi alternatifi seçsin?

İktidara en yakın siyasi parti CHP. Peki, CHP AKP’den farklı bir uygulama mı yapacak?

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bunu söylüyor. Bunu nasıl yapacağıyla ilgili örnekler veriyor ama gel gelelim ki CHP’li belediyelerin yönetimde olduğu yerlerde uygulamalar böyle mi?

Bunu da, nasıl kendi elektrik ve su faturamı örnek göstererek yazdım ise burada da benim yaşadığım ilçeyi örnek göstereceğim.

Beylikdüzü’nde yerel yönetimde CHP iktidarda. Son on yıldır Beylikdüzü’nü yöneten AKP’den farklı bir parti, CHP 4 yıla yakındır yönetiyor. CHP’den önceki on yılda belediye başkanına gayrimenkul satma yetkisi verilmeyen ilçemizde; belediye mülkleri, bu son dört yıllık dönemde satıldı, kat karşılığı inşaata veridi.

Peki, belediyenin borçları mı azaldı, bütçesinde oldukça yüklü paralar mı var?

50 milyon TL borçla devralınan belediyenin bugün 200 milyon civarında borcu var. Yani ekonomik durumu daha kötüye gitmiş.

CHP2den önceki on yılda iki kez emlak vergileri güncellendi ama emlak vergileri hiç yüzde yüz veya yüzde iki yüz artmadı. Ancak ilk CHP iktidarında yüzde dört yüz artırıldı.

Belediye başkanımız bunu; “gayrimenkulleri gerçek değeri üzerinden vergilendirdik” diye savundu.

CHP’liler de, ‘bu belediye başkanı bu kente değer kattı, emlak çok değerlendi, o halde bu halk da bunun vergisini verecek’ diye savundu.

Birincisi, bu kentteki gayrimenkuller bu belediye döneminde böyle bir değer kazanmadı, kazanması için çok önemli bir gelişme de olmadı. Beylikdüzü her dönem temizdi. Yeşil oranı, yaşam vadisi dışında artmadı. Sadece Beylikdüzü’nde heykeller gözle görünür ölçüde arttı. Bu dönemde nüfusun ne kadarını ilgilendiren önemli yatırımlar oldu? Halkın yaşamı ne kadar değer kazandı, bunu Beylikdüzü halkı takdir edecek.

Bu kentte emekli nüfusu oldukça fazladır. Bunlar da emekli olmadan aldıkları bir iki dairenin kira geliri ile hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor. Malum bu ülkede emekli maaşı ile geçinmek hiç de kolay değil.

Emekli kiraya verdiği daireden aldığı kira ile yaşamını sürdürmeye çalışırken bu yerel iktidar dedi ki, ‘hop, sen çok gelir elde ediyorsun. Senin gayrimenkulün emlak değeri düşük, ben gerçek değerine yükselteceğim ve senin gelirinin bir aylık kirasını da şimdi fazladan ben alacağım.’

Neden?

‘Çünkü senin dairenin gerçek değeri 150.000 TL değil, 500.000TL.’

‘İyi de senden önceki yerel yönetim bana böyle bir ceza kesmedi.’

‘Olsun, ben gerçekçi bir yerel yönetimim. Yaz boyunca size eğlenceler düzenledim. Çok personel çalıştırdım. Masraflarım çoğaldı, borcum yükseldi. Şimdi emlak değerlerinizi yukarıya çekerek gelirimi artıracağım.’

Normalde vatandaşın ne demesi lazım?

Ben de sana oy vermem. Seçimlerde başka birini seçer ve seni bu gelirden mahrum ederim.

Bu ülkede böyle bir halkın bulunmadığını, halkın cepheleştiğini bilen, bunu defalarca test etmiş ülke iktidarı devreye girdi ve buradan kendine önemli bir fırsat buldu ve bunu değerlendirdi.

‘Bakın, sizin kurtarıcınız benim. Bu CHP ülkede iktidara gelirse, hem ülkenin borçları artar, hem de belediyelerde olduğu gibi sizin yaşamınız daha zora girer. Gayrimenkul değerlendirmesinde öyle %400, %1000, %3000 değer artışı olur mu? Bakın biz daha insaflıyız. Allah sizi bunların eline düşürmesin’ dedi ve kanun çıkararak bu halkın emlak değer artışını %50 ile sınırladı.

Allah var, Ak parti öyle %50’nin üzerinde vergi artışı da pek yapmadı.

Bu halk da onun için kendini Ak partiye mecbur hissediyor. Daha iyi ikinci bir alternatif bulamadığı için çaresiz kalıyor.

Ne yapsın yani, başka bir ben yaptım oldu bitti ci anlayışa, hem de çok insafsız bir oldubitti ci anlayışa mı teslim olsaydı?

Peki, bu CHP’de hiç mi bunu düşünecek biri çıkmadı, eleştirmedi de böyle bir yanlışa düşüldü. Çıkmaz. Ülkenin kaderi budur! Reis ne derse o abi. Ülkenin reisi ne derse, ilçenin reisi ne derse o olur.

Hükümet istediği uygulamayı yapıyor. Bazı şirketler oluk gibi para kazanıyor. Halkın cebinden alınıp onlara veriliyor. Halk bütün bunları görüyor, kızıyor, hatta halkın canı burnunda.

Ama yağmurdan kaçarken doluya da tutulmak istemiyor.

Üstelik bu iktidar inancına daha yakın! Allah ve Peygamberi dilinden düşürmüyor.

Yani halka da başka bir seçenek pek kalmıyor gibi.

Nusret Yılmazer

Bir Cevap Yazın